-

Ben çok dinleme ve izleme insanı değilim. Dinleyip izlerim ama buna ekstra vakit ayırmıyorum. Dinleme işlemini denedim ama evde iş yaparken sesli kitap dinliyordum, çok da iyi oluyordu. Sonra evde yaptığım işlerin büyüklüğü azaldı. Büyük şehirlerdeki gibi uzun bir yolum da yok işe giderken. Kitabı açıp bir bölüm bile dinlemiyorum. İş yerinde iş yaparken dinleyeyim…
-

Kendimi hiçbir kendime ait bir manifest oluşturacak kadar bilgi sahibi hissetmedim. Oturup bir şeyler anlatmak benim için kendimi yetersiz bulduğum bir alandı. Hala bir manifestom yok. Hala kendimi bu satırları yazacak, insanlara bir bakış açısı kazandıracak, onlara ilham olacak bir kişi olarak görmüyorum. Ama bunun kaynağı benim bilgisizliğimden çok benim bildikçe daha cahil kalmamdan kaynaklandığını…
-

Yeni yıl yeni planlar.. Her senenin sonunda olduğu gibi yeni yıla özel planlar ortaya çıkıyor. Benim planım defter tutmak. Defter almayı çok severim. Çok fazla defter ve kalemim var. Hep başlayıp yarım bıraktığımda bir çok defterim var. Daha önce de bahsetmiştim. Hep aynı cümle ile başlarım defterime… Sana hep yazacağım sen farklın anlamında bir çok…
-

40 yaşıma geldim…39’da kalamazdım zaten sonsuza kadar.40 yılıma ne hayatlar sığdırdım.Hayatın acısını da gördüm, sevgisini de tattım.Tek başıma güçlü kalmak için de çok yoruldum,anlaşılmak, anlatmak için de çok yoruldum. Ama ben yine ben oldum.Kendimi bildiğim bir 40’ın içine girdim.Ve bugün büyük bir zenginliğin içindeyim.
-

Evin kirinden pisinden o kadar bıkmıştı ki. Evin içerisinde sürekli koşturma halinde “orası kirlendi, burası pislendi” diye geziyordu. Masanın üstündeki görünmeyen tozu parmaklarıyla hissedebiliyordu. Camdaki lekeleri ışıktan görünmüyordu yalnızca. Sonuçta evdeydi ve evdeyken evin temiz olması gerekiyordu. Her yerin parlaması lazımdı. Yerde bir saç, masada bir toz, mutfakta bir damla yağ sıçraması olmamalıydı. Olamazdı. Arkadaşları…
-

Kırtasiye malzemelerini çok severim. Defterler, ajandalar, stickerlar, kalemler… Alırım ama çoğunu aktif kullanamam. Defterlerimin başına yazdığım cümle “Yazı yazmayı seviyorum ama bunun devamını getiremiyorum. Ama bu defterde böyle olmayacak.” Onun sonu da öyle. Sonra dijital ortamda açtıklarım. Bu sayfam ve Instagram hesabım. Kitap okuyorum paylaşayım. Hala okuyorum. Ama istikrarlı şekilde bunu paylaşmıyorum. Ben kendimi anlatmayı…
-

Babam, 22 yıl geçti. Unutuyor muyum seni? Sesini unuttum mu? Kokunu hatırlıyor muyum? Bilmiyorum. Fotoğrafların var sadece elimde. Ses kaydın… Elvis Presley kasetinin üstüne kaydedilmiş. O da çok kısa. Geri sararken bozulur diye açıp da dinleyemiyorum. Video kaydın var bir tek; o da başkasının düğününde. Sırayla çekilen kafalar. Sana ait, sana özel bir görüntün yok…
-

13 yıldır memur olarak çalışmama rağmen yolculuğumun hangi yöne doğru olacağını kestiremiyorum. Hayatımın bir döneminde istifa edip başka bir alana kaymam gerektiğini düşünüyorum. Bu alanımda kötü, başarısız (oldukça başarılıyım) olduğum için değil, sistemin artık beni ve benim gibi insanları sömürdüğü için yapmak istiyorum. Hayatımda bir düzen olması zihnimin durulmasını sağlıyor. İyi bir uyku, gün ışığını…
-

Hayatı iş ve performans olarak algılıyoruz. Byung-Chul Han 13 yıldır devlette çalışıyorum. İş Ahlakına sahip olduğumu düşünüyorum. Verilen işi yap, üret ,çalış çalış yetmez daha çalış.. Sen çalışmıyorsun daha çok çalış.. İşin ucunu ben mi kaçırdım başka insanlar bilmiyorum. Bendeki “İş Ahlakı” “Tükenmişlik Sendromuna” döndü. Byung-Chul-Han karşıma çıktı sonra. “Yorgunluk Toplumu” bu benim. “Tefekkür Yaşamı”…
-

Bugün Babalar Günü.Ben babamla en son 2003 yılında kutlamış olmalıyım bugünü — ama hiç hatırlamıyorum. O sene liseden mezun olmuştum, ÖSYM’ye girmiştim.Babamın son fotoğrafı benim mezuniyetimde zaten.Ondan sonra teyzemin kızının yanına gitmiştik.Geldikten sonra babam bir ihaleye gitmek için Adapazarı mıydı, Adana mıydı, hatırlamıyorum artık.İki farklı ile gitmişti, iki gün içerisinde.Ankara’ya dönerken beni aramıştı.Ben görmedim.Konuşma şansımı…